Untitled 1
  Anasayfa | Başlarken | Biz Kimiz | Farkımız | Programlarımız | Bilgiler / Linkler | Fotoğraf Albümü
  Bilgi-bilgi-bilgi-bilgi

BEBEĞİM OYUN GURUPLARINA NE ZAMAN KATILABİLİR?
Oyun ve oyuncak çocukların yaşamı öğrenmesinde en önemli araçlardır. Oyun gurubu çocuğunuzun sağlıklı ve güvenli koşullarda, keşif yapmasına, deneyerek öğrenmesine yeni beceriler geliştirmesine olanak sağlar. Oyun gurupları sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işler. Amaç sosyalleşme sürecinde çocuğunuzu oyalamak değil ona yeni beceriler ve bilgiler kazandırmaktır.
Bebeğimiz hareketlenmeye başladığı, etrafındaki değişiklikleri algılamaya ve bu değişikliklere tepki vermeye başladığında aslında artık bir oyun gurubuna katılabilir demektir. Bizler bebeklerimizi hastalıklardan koruruz, onları giydirir, beslenme ve uyku düzenlerini kontrol eder ve onları çok severiz. Ama sosyalleşmeleri bizim için ön planda olmaz. Böyle bir gereksinim biraz daha büyüyüp emeklemeye hatta yürümeye başladıklarında aklımıza gelir ilk kez. Havalar güzelse bahçe ve parklara gideriz. Aynı akran çocuğu olan akrabalar ve komşularla buluşuruz sık sık. Fast food lokantalarının oyuncaklarına taşırız çocuklarımızı, biraz oynasın, akranlarıyla bir arada bulunsun diye. Doktorlarımız her hangi bir okul öcesi programı için 3 hatta 4 yaşı önerirler. Oysa günümüzde bilim adamları. sosyalleşme sürecinin doğumla başladığını ve bir çocuğun beyninin 3 yaşına kadar bir yetişkin beyninden 2,5 kat fazla çalıştığını kanıtladılar.
Sizin bir anne ve bir oyun gurubu üyesi olarak dikkat etmeniz gereken, ortamın, etkinliklerin, oyuncakların çocuğunuz için güvenli ve yeterli olmasıdır. Oyun gurubu çocuğun annesi veya ona bakan kişi ile katılacağı bir oyun-eğitim programıdır. Oyun gurubu ortamı çocuğunuz için olduğu kadar sizin için de tatmin edici olmalıdır. Annenin oyun sınıfında ve görüş mesafesinde olması çok önemlidir.
Oyun gurubunun süresi çocuğunuz büyüdükçe artacaktır.                     
                              
NEDEN OYUN GURUPLARI GEREKLİ?
Büyük şehir insanı olmak, büyük şehirde yaşamak, iş, alışveriş, ev koşuşturması hepimizi biraz asosyal yapıyor. Hele de küçük çocuğumuz, bebeğimiz varsa bırakın arkadaşlara, kendimize bile ayıracak zamanı zor buluyoruz.
Çocuk sahibi olmadan önce zamanın bu kadar hızlı geçtiğini pek de anlamamıştık diye düşünüyorum. Doğum, ilk gülücükleri, katı mamalara başlama zamanı derken, ilk sözcükler, ilk adımlar. İşte artık çocuklarımız sosyal gereksinimleri olan küçük insanlar olarak karşımızdalar. Biz anne, annane veya bakıcı olarak ne ölçüde verici olabiliyoruz? Ev işi, yemek, alışveriş, çalışma yaşantısından ayırabildiğimiz, birebir oynadığımız, kitap okuduğumuz o çok kıymetli zaman parçacıkları onlara yetiyor mu? Peki akranlarıyla paylaşılan oyun, oyuncak ve zaman. Biz bunu ona verebiliyor muyuz?
Oyun gurupları sosyalleşme sürecini başlatan ve destekleyen ortamlardır. Ne kadar erken başlarsa ki bazı ülkelerde 2-3 aylık başlıyor, o kadar verimli olur.

OYUN GRUPLARI VE GRUP OLMAK
Çocuklarımız bir grubun üyesi olma duygusuyla doğdukları anda tanışıyorlar aslında. Ailemizin, toplumun en küçük ve sağlam topluluğunun birer üyesi onlar. Hem de en önemli üyeleri. Neredeyse tüm yaşantımızı onlara göre ayarlamışızdır: yemek, uyku, oyun, temiz hava gereksinimi ve arkadaşları. Birçoklarının tek çocuk oldukları düşünülürse oyunlarda istediklerini, istedikleri zamanlarda yapan, oyuncaklarını paylaşmak zorunda olmayan çocuklarımız ilk defa oyun gruplarında gerçekten bir grubun üyesi olmak zorunda kalırlar. Bazıları tepkilidir. Oyuncak ve malzeme dolu bir ortamda istediği oyuncakla bir başka çocuk oynuyorsa beklemesi gerekmektedir çünkü. Oyuncaklar bütün çocuklara aittir. Öğretmenler bütün çocukların öğretmenidir. Birebir yetişkinlerle oynamaya alışmış, abla ya da ağabey hoşgörüsüyle oyunlara alışmış çocuklar; akranlarıyla bir arada bulunduklarında problemlerini kendileri çözmek ve bu çözümlerde uygun yöntemler kullanmayı öğrenmek zorunda kalırlar. Bu da sosyalleşme sürecinin başlangıcıdır aslında. Oyuncakların oynandıktan sonra toplanması gerekliliği gerçekten aldıkları ilk sorumluluktur belki de.
Önce öğretmenlerini tanıdıkları, güvendikleri yetişkin (anne-anneanne-bakıcı) kişiler listesine ekleme süreci işler. Bir süre sonra öğretmen yönlendirmesi ile oynamaya, ikili üçlü gruplaşmalara başlayabilir böylece. Rol dağıtarak oyun daha sonra başlayacaktır. Oyuncakların paylaşımı, görev dağılımı, oyunların sırası öğretmenler tarafından belirlenir. Bazen anneler “ama hiç arkadaşlarıyla oynamıyor” diye tedirginliklerini dile getirirler. Oysa çocuklarımız aynı ortamda ve aynı oyuncaklarla (paylaşarak, sıra bekleyerek) oynayarak kendileri için çok büyük bir adım atmışlardır.
Oyun gruplarında ilk gruplaşma anneler arasında olur aslında. Konuşmalar, paylaşılan duygu ve düşünceler yetişkinler arası arkadaşlığı oluşturur.
Çocukların birlikte oynamaları ve grup oyunları öğretmen yönlendirmesi ile çoğunlukla da müzik ve hareketli oyunlarla başlar. Grup zamanı şarkılar ve öykülerle doludur. Bu dönem çocukların dikkat sürelerini uzatmak için müzik ve şarkılar en iyi araçlardır. Haftanın konusunda hazırlanan şarkılar aynı zamanda dağarcıklarına yeni sözcükler de katar.
Birlikte yaşanan kahvaltı zamanı pek çoğumuzun zorlandığı oturarak yeme, bitmeden kalkmama alışkanlıklarına da temel oluşturur. Her çocuk kendi tabağı ve bardağıyla sandalyesinden kalkmadan kahvaltısını (meyvesini-krakerini) bitirecek, ya da arkadaşlarının bitirmesini bekleyecektir.
Sanat malzemelerinin ortak kullanımını da ilk paylaşım derslerinden birisi olarak sayabiliriz. İlk gün genellikle bütün boyaları kendi önüne çeken çocuk, daha sonraları yalnız istediği rengi alarak resmini boyar. Kalemini-fırçasını yerine koyduktan sonra diğer rengi alarak devam eder.
Kendi öykülerini anlatmaya başladığında ve arkadaşlarını da dinlediğinde artık o da grubunun bağımsız üyelerinden biri olmuştur.

NEDEN ANNELİ GRUPLAR?
Oyun gurupları, daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi bir çocuk bakım hizmeti değildir, olmamalıdır. İlgi sürelerinin çok kısa olduğu, günlük yeme, içme, uyuma rutinlerinin ise çok önemli olduğu 0-3 yaş dönemi çocuklar için önerilen bir uygulamadır. 0-3 yaş dönemi, çocukların karakater ve ego gelişimlerinin en yoğun, beyin fonksiyonlarının en yüksek olduğu dönemdir. Oyun guruplarının amacı 0-3 yaş çocuklarının stresten uzak ve kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda dil becerilerini arttırmak, sosyal gelişimlerine katkıda bulunmak ve motor gelişimlerine destek vermektir.
Oyun gurupları sanılanın aksine çocukları yuvaya alıştırma okulları değildir… Doğal olarak diğer çocuklarla, farklı yetişkinlerle bir ortamı, eşya ve oyuncakları paylaşma becerisini kazanmış bir çocukla yuva yaşına kadar evde birebir anne-bakıcı-annane ilgisiyle büyümüş bir çocuğun davranışları farklı olacaktır.
Sosyalleşme becerisi doğumla beraber aile içinde başlar. Bu becerinin gelişmesinde oyun gurupları en iyi yardımcılardır. Duygularını bir başka yetişkine ifade edebilmesi, susadığında suyunu annesinden değil de öğretmeninden istemesi, oynadığı arabalardan birini yanındaki arkadaşına bir yetişkin uyarmadan verebilmesi onun sosyalleşme sürecinde atılmış kocaman adımlardır. Bu süreci hızlandırmak, çocuğunuz hemen ortama, diğer yetişkinlere, öğretmenlerine alışsın demek, daha ilk günden sizi hiç aramamasını istemek doğal olmakla beraber yanlışlara da neden olmaktadır. İlk gün, yeni bir ortam, yeni oyuncaklar dikkatini fazlasıyla meşgul edeceği için sizi aramayan çocuğunuz ikinci gün siz yanında olmadan hiç bir şey yapmak istemeyebilir. Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri için özellikle alışma döneminde ailelerin-bakıcının yakında olması gerekmektedir. Çünkü sizi fiziksel olarak göremeyen çocuğunuz huzursuz olacak, sakinleşmesi ve ilgisinin yönlendirilmesi zorlaşacak ve o günkü gurup etkinliklerinden pek azını gerçekleştirecektir. Çok küçük çocuklarda ailelerin guruba katılmadan, herşeyi öğretmenlerden beklemesi, oyun gurubunu amacından saptırmakta ve bakım hizmetiyle karıştırılmasına neden olmaktadır. Her çocuk oyun gurubu için hazırdır. Önemli olan ebeveyn olarak sizin hazır ve kararlı olmanızdır. Çocuğunuz alışma döneminde sizin kararlılığınızı ve desteğinizi hissetmelidir. Oyun gurubuna alışma dört – altı haftalık sürede gerçekleşir. Başlangıç için olduğu kadar devamlılık konusunda da sizin kararlılığınız ve desteğiniz çok önemlidir. Bu da çocuğunuzun daha çabuk uyum sağlamasına yardımcı olacaktır.
Çocuklar gerek yaradılış, gerek ailelerin farklılıklarından kaynaklanan davranış özellikleri gösteririler. Hepsi farklı kişilik sahibidir.Aynı zamanda bu çocukların günleri günlerine benzemeyebilir. Diş ve karın ağrıları, uykusuzluk, kullanılan herhangi bir ilaç çocuğunuzun ve sizin o gününü çok sıkıntılı bir hale getirebilir. Bu ne onun bir oyun gurubuna katılmak için çok küçük olduğunu, ne de sizden asla ayrılamaz durumda olduğunu gösterir. Bunu hemen olumsuz karşılamayın. Alışma sürecini her çocuk farklı sürede tamamlayacaktır.
Annelerin birarada olması hoş bir sohbet ortamı yaratıyor gibi görünse de çocukların yanında konuşulan herşey onlarla ilgili olacağı için bunu yapmamalısınız. Bir başkasıyla kıyaslanmak veya surekli kendinin anlatılması yaş ne olursa olsun hoşa giden bir durum değildir. Sohbet konularınızı çocuklarınız sizin başka bir odada bekleyeceğinizi kabul ettiği ana saklamalısınız.
Oyun gurubu içinde onunla birebir ilgilenmemeniz ama onu bırakıp gitmediğinizi de hissettirmeniz gerekmektedir. Zamanla öğretmenlerini muhatap alacak olan çocuklar zaten sizin dışarı çıkmanıza aldırmayacaklardır.
Çocuklar herşeyi öğrendikleri gibi bağımsız olmayı da öğrenirler. Ama bunun için standart bir zaman ve yer tanımlayamazsınız. Çocuğunuzu kendine öz bir birey olarak algılamalı ve beklentilerinizi buna göre ayarlamalısınız. Oyun gurupları anne-çocuk beraberliğiyle başlar, zaman içinde bağımsızlaşarak devam eder.

OYUN GURUPLARI BULAŞICI HASTALIK KAYGILARINIZI AZALTIR
Bir çok anne-baba ve hatta bir çok doktor çocukların hastalıklarla yuva-okul ortamında tanıştıklarını düşünmektedir. Ev ortamının koruyucu sınırlarından çıkar çıkmaz çocuklarının hasta olmasından yakınan ebeveynleri hep duyarız.
Oyun gurupları bu türden hastalık kaygılarını en aza indiren yerlerdir aslında. Çünkü oyun gurupları bir çocuk bakım hizmeti değildir. Haftanın belirli günlerinde belirli saatlerde gerçekleşen bir uygulamadır. Oyun guruplarına katılan çocukların hepsinin yanlarında annesi, anneannesi, bakıcısı bulunmakta ve zaten oyun gurubuna da ona bakan kişiyle katılmaktadır.
Oyun gurubuna katılan çocuklar anne ve babaları işteyken bir tam günü yuvada geçirmek zorunda olan çocuklar değildir. Küçük bile olsa hastalıklarını evlerinde dinlenerek geçirirler. Hasta çocuk evden dışarı çıkarılmaz. Bu da ebeveynlerin bu konuda ne kadar duyarlı olduklarını ortaya çıkarmaktadır.
Bulaşıcı hastalıkları nerede aldığımız belli değildir. Büyük alışveriş merkezleri, Fast Food restoranları, sinema-tiyatro ve çocuk oyun alanlarının hepsi bir oyun gurubunun taşıyabileceği riski fazlasıyla taşımaktadır. Anne ve baba hasta olmasalar bile hastalığın taşıyıcıları olabilmektedirler.
Ateşli hastalıklar, aşırı öksürük, nezle durumunda çocuğunuzu oyun gurubuna katılmaya zorlamak hem onu daha fazla yoracak, kötülemsine yol açacak hem de diğer çocukları hastalık riskiyle karşı karşıya bırakacaktır. Bilinçli anneler çocuklarının sağlığı söz konusu olduğunda risk almazlar.
Oyun gurubunun toplandığı ortamın fiziksel koşullarının (temizlik, hijyen, yeterli ışık ve oksijen) çocuklar için uygun ve yeterli olduğu durumda oyun gurupları evinizle aynı güven duygusunu yaratacaktır. Çocuklarınızın terleme, alerji gibi sağlık özellikleri varsa bu birebir ilgiyle çözümlenmelidir.
Bütün çocukların sağlıklı ve güvenli ortamlarda oyun oynama hakları vardır. Bizlerin görevi onlar için bu koşulları sağlamak ve sunmaktır.

© 2007-2010 | PLAYTIME